|
|
Bazen söylenemeyen sözlerin sesi, bazen bir pişmanlığın diyeti, bazen de bir sevda nefesi… Sessizliğin çığlıklarıdır aslında gözyaşları… Anlatılamayanı anlatmak ister karşısındakine… Eğer anlayabilirse… İnsanoğlu bi garip… Sevinir ağlar, üzülür ağlar, hasret çeker ağlar, kavuşur yine ağlar.
Kelimeler kifayetsiz kaldığında, gözyaşları görev başındadır. Aslında ağlayabilmek büyük bir nimet… Ve ağlamak taş kalpli olmadığımızı gösteriyor. Hala insan olduğumuzu, hissettiğimizi, DUYGUSUZ olmadığımızı…
Ama bazen gözpınarlarından aşağı süzülemez gözyaşları… Onlar dışa akıp ziyan etmezler kendilerini… Çünkü çok daha önemli bir görevleri vardır. İçteki bir yangını söndürmek isterler. Göz kapaklarınızın alev alev yandığı, boğazınıza bir şeylerin düğümlendiği, burnunuzun direğinini sızladığı oldu mu hiç?
Dikkat ettiniz mi o anlarda gözyaşlarınızın istikameti neresi? En zor olanı bu belki de…Ağlamak zayıflık mı? Neden ağlamamız gereken anlarda; yumruklarımızı, tırnaklarımız avuçlarımızı kanatıncaya kadar sıkar, boğazımızdaki düğümleri yutkunarak gidermeye çalışırız?
Neden kaçırırız buğulanan gözlerimizi başkalarından? Bakın ağlıyorum işte! Utanmıyorum kimseden… O kadar içime akıttım ki gözyaşlarımı!… Artık zapdedemiyorum içimdeki çağlayanı
|
Aşkları, artık çiçeklerle süslemek istemiyorum...sakın gücenip boyun bükmesinler bana... Kuşlar, kelebelekler uçmasınlar, bir dala konup bekleye dursunlar... Mumlar yakamıyorum, geceler şölene dönüşmüyor bu evde...
Senli dizelerim tam hız yol alıyor da, kıtalarım uzun değil sadece... Sanma ki yastayım, sanma ki mutsuzum...
Kekik ve tarçınları mutfağımdan kaldırdım...gözyaşlarımda ki tuz zarar vermesin diye...Sanma ki hüzünlüyüm, aslında bu aralar hep soğan doğuruyorum...
Çiçeklerin kokusu, kokuna karışmasın diye bahçeye çıkardım...diğer çiçeklere arkadaş olsun yokluğumda canları sıkılmasın diye... Kuşlar, kelebekler senli sessizlğimi bozmasın diye de bir dala kondurdum...belki de ben bir yalan uydurdum...
Yalan dedim de aklıma geldi...En büyük yalan yaşamak değil mi? Sus olmak gerçekmidir?düşüncelerde susmaz ya...
Bazen sessizlik piano eşliğinde keman çalar...ince ve derinden gelen sesler bir yerlerine dokunur...gezinir teninde ama kıvranamazsın bile, sessizliği bozmamak adına...
Ne dalların, ne de yaprakların kıpraşmasına izin veremediğin anlardır...Kirpiklerin bile oynamaz, parmak uçların hissizleşmiştir ve hatta yutkunmak utanç gelir sessizliğe...
Sessizliğin sesi öyle bir güçlüdür ki;opera olur en derininden, senden bana benden sana... Ya da gizli oratoryaları yaşarsın yüreğinin izbelerinde... Benim sessizliklerim garip gelmesin, kendi sessizlik ütopyamda yaşadığım kadarım... Sana söylemeye çalıştığım da buydu...senin anlayamadığın suslarında, benim sessiz çığlıklarım vardı...gönlümde açmadan solan bir gülsün diyordu belki de...belki de sensizliğin sessizliğinde ve karanlığında kaybolmak istiyordum...unutma ki her kayboluş bir SOBE''ye dönüşür...
ÖYlesine..
|
|
  
|
|
|
 Memleketim.
Soruyorum kendime.. nerdeyim? niyeyim? kimleyim ve kim içinim.. Ben kimim mübarek ben.. sorulara takıldığım bu zamansız dakika, itikliyor beni arkamdan, zaten tek ayağım içinde olan dipsizliğe. eğer ben buysam gerçekten, neden o zaman bu anlamsız sorular. eğer ben değilsem bu, hani? nerde o zaman bu soruların cevapları.. bakıyorum da içimdeki sihirli küreye, yorgun bir adam var görüyorum.. etrafı kimsesiz! elini uzatıyor sanki? ne işim var benim lan bu kürede diyor? yardım istiyor gibi uzattığı elleri. acaba? kim çıkartır şimdi seni bu dipsizlikten, kim tutar elini bu küre de.. ben.. -ee. niye o zaman bekleyişin. kalk! dur dur.. sen emeklemeyi unuttun lan. nasıl kalkar, nasıl yürürsün.. hani? nerde? "gitme kal", "dön artık yeter" ahkâmları döktüren, ıslak bakışlar? "unutmak koymuyorda ya ellerini tutmak isterse canım?" dediğin canın nerde? Hani?.. kim şimdi sana emeklemeyi öğretir.. yeniden kalkmayı.. kalkarken başını çarpmamayı kim öğretir? eğer yine ben/sem bu soru işaretinin arkasından gelen.. o zaman, nerdeyim ben? yine olmadı bak! yapamadın! yine başa döndün.. artık öğrenmelisin demişti hatırladın mı? başa dönmemeyi, başını öne eğmemeyi artık öğrenmelisin demişti? söylediği tek doğru buymuş farketmedin mi lan hala? şimdi aç gözlerini, onunkinden daha hızlı, en hızlı, en acımasız tokatı sen at kendine.. aç gözlerini, aç ve yine bak içindeki sihirliye.. ama bu sefer senin için yaşamayanı değil, senin için yaşamak isteyenleri gör.. bak.. bak lan.. bak da utan! kendinden.. göremediklerinden.. göremediklerini sana gösterenlerden utan!.. hani kimsesizdi etrafın.. gördün mü? kalabalıktan kendini bile göremiyorsun artık.. gördün mü? Ve yine şimdi.. şimdi özür dile.. senin için yaşamayı isteyenlerden ve özür dile uğrunda yaşamayı seçmeyeni, sevdiğin için özür dile.. özür dilerim.. çevirme artık pedalları, anlasana gitmiyor bu bisiklet.. koşma artık isyanına.. koşma tanıyamadığın kendine.. baksana etrafına hala aynı yerdesin.. nerdesin lan hani? uyan artık uyan.. sen kendindesin..
  
|
Yaşayan efsanelerimizden Hakan Şükür, kıramadığı son 3 rekor için, Eski TFF Başkanlarından Haluk Ulusoy'un Oğlu Şimdiki Başkan Harun Ulusoy'a başvurdu. Harun Ulusoy "Ben görevi oğlum Haldun Ulusoy'a devrediyorum, ona başvurursun" diye konuştu. Bunun üzerine Hakan Şükür "Çok şey istemiyorum, rahmetli Rüştü'nün yan toplara en çok çıkan Türk futbolcusu ve yine toprağı bol olsun Tugay'ın en çok taç kullanma rekorunu kırmak istiyorum, o da olmadı Spor yazarlarına kol hareketi yapma rekorunu elinde tutan, Zincirlikuyuda ikamet eden Emre Belezoğlu'nun rekorunu kırmak istiyorum. Bu kadar emeğim var, lütfen, zaten Allah'ın gücüne gitmesin bir türlü göçemedim. Daha öbür taraftada kıracağım rekorlar var benim. Önce gidenler arayı açıyor. Torunum sende siyanür var mı?" diye konuştu
eminimsi
|
|
  
|
|
|
|
YAZMAK
Günlük yazmak kendini ifade etme,geliştirme ve keşfetme yolunda oldukça etkili ve güçlü bir yol. Bir günlük insanın en derin düşüncelerini, hislerini, fikirlerini, kuşkularını ve kaygılarını iletmek ve daha sonradan yeni baştan incelemek için bir yer sağlamakta. Başka koşullarda zor olabilecek bir yolla insanların konuşmak ve kendilerine karşı dürüst olma konusunda bir yer sağlıyor. Günlükler insanların görünen yüzlerinin arkasında parçalarıyla iletişime geçmesini sağlıyor.
Kendini ifade etme
Kendini dışa vurmak bilinmenin ve açılmanın bir yolu. Bir kere kafanızdan çıktı mı kelimeler hislerinize ve düşüncelerinize bir açıklık kazandırmakta ve bazen onların yarattığı sıkıntıdan kurtulmanızı sağlamakta. Peki hislerinizi açıklamak neden bu kadar önemli? Bizi etkileyen şeyler hakkında konuşmak etrafımızdaki dünyada pek birşey değiştirmiyor ve insanların "Eğer hiçbirşeyi değiştirmiyorsa o zaman bunun hakkında konuşmanın yararı ne?" diye konuştuklarını pek sık duymuşsunuzdur.
İşin aslı şu ki kendini ifade etme - olan şeyler hakkında konuşma - dünyayı değiştirmiyor. Ama kendini ifade etme kendinizi ve dünyayı görüp tecrübe etme yolunu değiştirme gücüne sahip. Hislerinizi kelimelere dökmek onlara bir şekil ve anlam kazandırmakta. Bu sizin hislerinizi ve düşünceleriniz çevrenizdeki dünyaya sokmanıza izin veriyor ve bu yolla çevrenizi ve etrafınızdaki insanları birbirine bağlama şansına sahip oluyorsunuz. Kaynak:efeslight.com.tr Ne şekilde ve nasıl günlük kullanmak gerekiyor
Eğer günlük yazma işini ciddiye alıyorsanız, yazmak gününüzün belli bir zamanını ayırmanız gerekiyor. Her gün yazmak sizin kendizi daha çok yansıtmanızı ve günün belli bir kısmını nasıl hissettiğinizi düşünmenize yol açacaktır.
Günlük yazma işi önemli bir görüşme veya olaydan önce işe yarar bir hale geliyor. Bunun sebebi konuşmak istediğini konular hakkında düşünmenize ve düşünceleriniz ve hisleriniz hakkında daha açık olamanıza yol açması. Kendinizin farkında olamnız ve açık olmanız gereken her durumda daha önceden günlüğünüze yazmanız bazı hislerin ve duygularınızın netleşmesine yardım ediyor.
Kendinizi rahatlatmak
Günlük tutmaya alışkın olmuyor olabilirsiniz ve belki de nasıl başlamanız gerektiğini bilmiyorsunuz. İlk önce hangi koşulların ve çevrenin sizin günlük tutmanıza en uygun olduğuna karar verin. İşte sizin için bu işi daha rahat ve kolay yapabilmenin bir kaç yolu;
Gün içinde düzenli bir yazma zamanı belirleyin, bu zamanın sizin en taze ve en çok enerjiye sahip olduğunuz bir zaman olmasına dikkat edin
Yazarken molalar vermeyi ihma etmeyin. Bacaklarınızı uzatmak, aklınızı dinlendirmek için bir fırsat olabilir
Duygusal olarak rahat olduğunuz bir çevre yaratın. Arka planda sizi rahatlatan bir müzik olmasına özen gösterin. Güneşli aydınlı bir odayı mı, yoksa mumlarla aydınlatılmış bir odayı mı tercih edersiniz?
Fiziksel olarak da rahat olmaya özen gösterin. Bir çokları için yazmak üstünüzde rahat bir giysi ve sevdiğiniz bir sandalyenin üzerinde daha fazla verim getiren bir iş haline gelir.
Yazmak ve okumanın sizin için ruhsal olarak da rahatlatıcı olduğu bir yer seçin. Sessiz özel bir yeri mi, insan içinde yazmayı mı seviyorsunuz?
Bir yazıyı tamamladığınızda onu tekrar okuyun. Yazdıklarınızı okumak size yeni fikirler kazandırabilir.
Kendiniz için yazın
Günlüğünüzün hep aynı şey, yani sadece bir günlük olduğu gerçeğini unutmayın. Günlüğünüzü sadece kendiniz için yazdığınızı aklınıdan çıkarmayın. Yazdıklarınızı daha sonradan başkalarının okuyabileceği gerçeğinden etkilenmeyin. Günlüğünüzü daha sonradan okuyacak olan biri için değil, sırf kendiniz için yazın.
Düzenli ve dürüst bir şekilde yazarsanız günlüğünüz yaşam içindeki yolculuğunuzun ayrılmaz bir parçası haline gelebilir.
"Düşüncelerimi yazdığımda onlar benden kaçmıyorlar. Bu da bana kendi güçümü hatırlatıyor." Isodore Ducasse
|
|
  
|
|
|

|
İletişim kaynağı olarak herhangi bir sınırı yokmuş gibi görünen internetin de ucu bucağı olduğu ortaya çıktı. Sayıları her geçen gün artan internet kullanıcıları, gelecekte internete bağlanabilmeleri için gereken IP adresinin ‘kalmaması’ tehlikesiyle karşı karşıya. Bu tehlike gerçekleşirse, internet sisteminin bir çıkmaza sürükleneceği, hatta sistemin çökeceği ya da kapanacağı düşünülüyor.
İnternette her kullanıcının iletişim kurabilmesi için bir çeşit kod işlevi gören IP adreslerinin gelecek üç yıl içinde tükeneceği düşünülüyor. Bu durum, fırsatçılar için yeni bir kazanç kapısı oluşturdu. IP adreslerini ileride karaborsadan satmak için şimdiden yedekleyenler olduğu ortaya çıktı.
Yetkililer ‘İnternet kullanıcılarını bekleyen en büyük tehlike, internetten yararlanabilmeleri için çok yüksek meblağlar ödemek zorunda kalmaları’ diye açıklama yapıyor. Amerikan İnternet Numaraları Dairesi (ARIN) ise çözüm olarak, trilyonlarca yeni adresin sağlanabileceği geliştirilmiş bir versiyon olan IPv6 protokolüne geçilmesini öneriyor
|
|
  
|
|
|
|
-
Piyasada F klavye bulmak neredeyse imkansız hale geldi. Okullarda F klavye öğretilse de piyasada Q klavye kullanılıyor.
Her iki taraf da haklı olduklarını gerekçeleriyle açıklıyor. Ancak şu bir gerçek ki F klavye bulmak çok zor artık.
Tartışmanın kökeninde internetin yaygınlaşmasıyla birlikte Türkçenin bozuk kullanımı yatıyor. İşte tartışma da burada kopuyor. Türkçenin bozulma endişesi karşısında F klavye bir umut olarak görülüyor.
F klavyeciler Türkçeye en yakın dilin bu olduğunu savunuyor.. Q klavyeciler ise uluslararası olduğu ve yeniliğe açık olduğu için tutuyorlar.
-
Neden F klavye?
"Türkçe için en uygun klavye biçimi. En çok kullanılan a,e,i,u gibi ünlü harflere hemen ulaşılır. Bunun dışında genel olarak klavyenin sol tarafında ünlü harfler, sağ tarafında ünsüz harfler bulunur. Böylece yazımda olağanüstü bir hız ve rahatlık sağlanır.
Türkçede genel olarak sessiz harfler ve sesli harfler sözcük / tümce içinde hemen hemen eşit sayıda bulunduğu için, klavye bu harfleri her iki ele de eşit miktarda dağıtır. Bu iş bölümü sayesinde yorulmak nedir bilmeden saatlerce tıkır tıkır yazı yazılabilir.
Q klavye İngilizce için tasarlandığından bu avantajların hiçbirine sahip değildir. Bu yüzden el, Türkçe karakterlerde hem f klavye hızına yetişemez, hem de herhangi bir ele fazla yüklenme olduğu için çabuk yorulur.
Serce ve yüzük parmakları elimizin en "afonksiyonel" parmakları olmasına karşın Türkçede en fazla kullanılan harflerden biri olan " a " q klavye´ de sol serce parmağına denk gelir. Yine q klavye için; Türkçe´de en az kullanılan harflerden biri olan " j " elin en aktif parmağı olan sağ işaret parmağına denk gelmektedir.
Bunun gibi bin bir dezavantaj sayılabilir. Türkçede bir çok sözcük q klavye için en pasif parmaklara dağılır. Bu yüzden q klavyede 10 parmak Türkçe karakter girmek deveye hendek atlatmaya benzer."
Neden Q klavye?
Uluslar arası yaygın kullanıma sahip, dünya çapında standartlaşmış, ortak klavye biçimi.
Daktilo ve bilgisayarın dışındaki diğer yeni teknoloji ürünleri ile de uyumlu. Gideceğiniz ülkeye göre yabancılık çekmeden kolayca kullanabileceğiniz, yeni teknoloji kullanımının olmazsa olmazı.
Her yenilik çıktığında hemen kullanabilmenizi sağlayan, farklı bir dil desteğini içeren sürümünün çıkmasını beklemenize gerek bırakmayan, yazım ön koşulu.
Bir de doğal olarak halkımızın yeniliğe açık olmasının ve yeni teknolojiyi hemen kullanma isteğinin doğal sonucu. internet haber
|
|
  
|
|
|
|
SKYPE 3.2 YENİ SÜRÜMÜYLE KULLANICILARINA YENİ HİZMETLER SUNUYOR
Özellikler
-
Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi birine ücretsiz Skype-to-Skype araması yapın.
-
Sabit telefonları ve cep telefonlarını dakika başına oldukça ucuz fiyatlara arayın.
-
Video aramalarıyla konuştuğunuz kişiyi görün.
-
Hareket halindeki arkadaşlarınıza SMS mesajları gönderin ve arama yönlendirme kurun; böylece sizinle iletişim kurabilirler
-
100 kişiye kadar grup sohbeti veya dokuz kişiye kadar konferans araması yapın.
-
Google Araç Çubuğu ile webde arama yapın (isteğe bağlı kurulum).
-
Ücretsiz olarak indirilebilir.
Sistem gereksinimleri
-
Windows 2000 veya XP çalıştıran PC. (Windows 2000 kullanıcılarının video aramaları için DirectX 9.0 sahibi olması gerekir).
-
Internet bağlantısı (geniş bant en iyi tercihtir, sesli aramalar için GPRS desteklenmez, sonuçlar uydu bağlantısına bağlı olarak farklılık gösterebilir).
-
Kulaklık ve mikrofon - yerleşik veya ayrı.
-
Video görüşmeleri yapabilmek için en az 1GHz işlemci, 256 MB RAM ve tabii ki bir web kamerasına ihtiyacınız olacak.
-
Bilgisayarınız en az 400 MHz işlemciye, 128 MB RAM'e ve sabit sürücüsünde 50 MB boş disk alanına sahip olmalıdır.

|
|
  
|
|
|
|
KUDÜS'ÜN ÖNEMİ (Filistin'in başkenti)
Yeryüzündeki üç büyük dinden hiçbirisi Kudüs’e digerinden daha az önem vermez. Kronolojik siraya göre üç dinin gözünde Kudüs’ün neden bu kadar önemli ve kutsal olduguna bakmakta bugün gelinen noktayi anlamak bakimindan fayda vardir.
Yahudiligin Kudüs’e Verdigi Önem:
Kudüs’ün Yahudilik için önemi Süleyman Mabedi’nin bu sehirde bulunmus olmasina dayanmaktadir. Yahudiler Kudüs’e ‘Ötelerin Sehri’ nazari ile bakarlar ve burasi Allah’in Evi olarak kabul edilir. Yahudilerin kutsal kitabi Eski Ahit’te Kudüs’ün önemi ‘Son Günlerde’ ve ‘Adalet Gününde’ belirginlesir. Isayahu peygambere göre Kudüs ‘Adalet Sehridir’. Yahudi inancina göre burada son mahkeme kurulacaktir. Ayni zamanda Kudüs, Eski Ahit’te Beni Israil’i sembolize etmektedir. Onun yikilmasi Israilogullarinin sürgüne gönderilmesi demektir. Ve gelecekte yeniden imari da Israilogullarinin sürgünden dönüsünün ifadesidir. Yahudi tarihinde Ikinci Mabed döneminde Kudüs bir hac sehri haline gelmistir. MS 70 yilinda sehrin yikilmasi ile sürgüne gönderilen Yahudiler için yikik sehir kendi gurbet ve perisanliklarini sembolize etmektedir.
Hiristiyanlikta Kudüs
Dindar bir Hristiyan için Kudüs, Rabb’in seçtigi sehirdir. Körlesmis ve günahlara dalmis insanlarin arasinda Tevhid dininin kalesidir o. O Rabb’in bütün güzel planlarinin satosu olmus, kendi oglunu insanligin affi için kurban ettigi mekan olmustur. Bu sehirden adalet ve sevginin kanunu insanliga yayilir. Kudüs, Rabbin Kralliginin yeryüzüne inecegi günlerin müjdecisidir. Isa’nin kaniyla yikanmistir bu topraklar ve onun için insanlar ölmüs, ölmek için cepheye kosmus, Golgotha tasini öpmek, Kutsal Kabir’de aglamak asirlar boyu bir seref olarak görülmüstür. Kudüs’e bir Hristiyan baska bir sehri ziyaret ediyor gibi gelemez. Ona dua, aglama, kendine gelme, yeniden dirilme arzusuyla gelinmelidir.
Hrisitiyanlik için Kudüs, tarihin basladigi ve bitecegi yerdir. Yine de Hristiyan ilahiyatinda Kudüs karmasik bir yer tutar. Sehir bir yandan Isa’nin yakalanip çarmiha gerildigi ve gömüldügü, yikimi Isa tarafindan önceden haber verilmis bir sehirdir. Bunun yaninda Son Günlerin Vaadleri ile de birlestirilen bir Kutsal Sehirdir. Haçlilarla birlikte Kudüs’ün Hristiyanlik için ifade ettigi dini önem siyasal bir boyut kazanmistir.
Kudüs’ün Israil tarafindan ele geçirilip bir Yahudi sehrine dönüstürülmesi Hristiyan dünyasinda farkli kanaatler ortaya çikardi. Bazilari bu gelismeyi tarihi gelismelerde vuku bulan bir hata olarak görürken bazilari bunun vadedilen Yeni Kudüs’ün kurulmasi için gerekli bir basamak olduguna inanirlar. Bugün Vatikan’in Israil ile alakali politikasi temelde Katoliklerin Kutsal Mekanlara ulasimini ve buralarda ayinlerin gerçeklestirilmesini garanti altina alacak sekildedir.
Müslümanlarin Ilk Kiblesi
Islam’in kutsal sehirler hiyerarsisinde Kudüs, üçüncü sirada gelir. Mekke’deki bir ibadetin onbin, Medine’dekinin bin ve Kudüs’dekinin besyüz kat sevabi oldugu seklindeki hadis bu hiyerarsiyi ifade eder. Kudüs, bir buçuk yildan az bir süre Müslümanlarin ilk kiblesi olarak kalmistir.
Kudüs’ün Islam tasavvufunda da önemli bir yeri vardir. Büyük Islam mutasavviflari Mevlâ ile olan irtibatin en âlâ mertebesine ancak bu sehirde ulasilabilecegine inanmislar ve hayatlarinin bir kismini Kudüs’te geçirmislerdir. Bugün Islam dünyasinda Kudüs ve onunla baglantili olarak Filistin Problemi ezilmisligin, hakki yenilmisligin bir sembolü olarak kabul görmektedir.
Müslümanlarin ve tüm dünyanin gözü önünde Filistin’de yillardir süren bu Siyonist cinayetlerin ve katliamlarin bir an önce durdurulmasi için etkin yaptirimlarda bulunmak gerekmektedir.
Dahasi Müslüman devletlerin Filistin’in yaninda olduklarini tarihten gelen sorumluluklari geregi gür bir sesle tüm dünyaya haykirmalidirlar. Dualarimizda Filistin’i de unutmayalim...
|
|
  
|
|
|
|
Üstünde paraşütü, arkasında pervanesi bulunan özel yapım arazi aracı "Bugy" ile yapılacak dünya turu rotasında İstanbul da bulunuyor. Bugüne kadar Jules Verne'nin romanından esinlenerek, deniz ve hava araçlarıyla değişik zamanlarda dünya turları yapılmıştı.
Ancak bu sefer Feldzer ilk kez hem karada hem havada giden aracıyla "80 Günde Devri Alem" romanını gerçekleştirmeye çalışacak. Gelecek yıl Nisan-Haziran aylarında yapılması planlanan dünya turu Londra'dan baslayıp sırasıyla Paris, İstanbul, Kahire, Bombay, Pekin, San Fransisko, New York'un ardından yine Londra'da sona erecek.
Feldzer'in baş pilotluğunu, Arnaud Garni'nin ise yardımcı pilotluğunu yapacağı yolculukta, bu ikiliye teknik desteği ise aracı yapan Jean Louis Jacquot ve gazeteci Jean Francois Guilbaud verecek. Günde ortalama 650 kilometre yol katedecek olan ekip, tur sonunda toplam 52 bin kilometrelik yol katetmiş olacak. 30 bin avroya mal olan aracın ağırlığı 450 kilogram. 4 zamanlı ve 150 cc gücünde motora sahip araç, karada saatte 62, havadaysa saatte 65 kilometre hızla yol alıyor.
|
|
  
|
|
|
|
Şimdi Okuyacağınız Yazı İstanbul Şişlide ßir Dürümcünün RekLam Broşüründe Yer Verdiği Bir Yazıdır.. Okuyun! Yorum Siz Yapın..
Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir.Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapançıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir. İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?
İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır. Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur. Sakın bu oyuna düşmeyin.
Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş,sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.
Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb.Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.
Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın,wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!
|
|
  
|
|
|
|
’Boğazın Boğası’’ Lakaplı Türk Boksör Sinan Şamil Sam, ABD’li Oliver Mccall’a Sayıyla Yenilerek WBC Kıtalararası Ağır Sıklet Boks Şampiyonluğu Şansını Kaybetti. Ankara’da Düzenlenen Profesyonel Boks Galası İle Türkiye’de 30 Yıllık Bir Aradan Sonra Profesyonel Boks Müsabakaları Gerçekleştirilirken, Sinan Şamil Sam Da İlk Kez Ülkesinde Boksseverlerin Karşısına Çıktı.
Sinan Şamil’in Yenilmesine Tabiki Üzüldük.. Üzüntümüzü Bastıran Daha Acı Bir Olay Vardı O Aksam Ringte.. Ankara Büyükşehir Belediyesinin Amblemi Olan Kocatepe Camii nin Resmi Ringte Olmasıydı.. Nasıl Olurda O Minareler ve Kubbe Ayaklar Altına Alınır Anlaşılır Değil! İşin Garip Tarafıda Onu Çiğneyen Hakemlerin ve Sporcuların Büyük Çoğunlunun Hristiyan Olması! Büyükşehir Belediyesi ve Sayın Melih Gökçek’in Bu Duruma Nasıl İzin verdiği ve Nasıl Seyrettiği İnanması Güç Bir Durum!
|
|
  
|
|
|
|
"The Ring" veya "FearDotCom" filmlerini anımsatan bir mesaj içeren solucan MSN Messenger topluluğunda yayılıyor. BlackAngel.B bulaşmış bilgisayar önce MSN bağlantı listesinde ki kişilere "Fantasma" (Ghost) adında bir video gönderiyor. Eğer video açılırsa karşınıza bir mesaj çıkıyor;
Video açıldığında çıkan mesaj
Sadece bir resim dosyası gibi masum gözüken dosya aslında bilgisayarınızda pekçok değişiklik yapıyor. İlk önce antivirüs ve firewall programlarını saf dışı eden solucan tanınmasını engelliyor. Ardından "Windows Task Manager, Control Panel, Registry Editor, System Configuration Utility, System Restore" uygulamalarını kapatmaya çalışıyor, böylece kullanıcı işletim sistemi araçlarını kullanmaktan mahrum bırakıyor.
Solucandan etkilenmek için kod kullanıcıya aktarılıyor. Messenger diyaloglarında bağlantı listenizden tanıdık birisi olsa dahi "jaja look a that" veya "mira este video" şeklinde gelen mesajlara karşı dikkatli olun, gönderilen bağlantıyı açmayın ve herhangi bir dosya kabul etmeyin.
|
|
  
|
|
|
|
Türkçenin Gittiği Yer.. Son Zamanlarda Dilimizin Nereye Gittiğini Anlatan.. Anlatırken Biraz Güldürem Biraz Düşündüren Bir Video Hazırlanmış..Herkesin izlemesi Gereken Bir Video..
Video İndir!
|
|
  
|
|
|
|
Bilgisayarım Var Derdim Var....
Haftada 15 saatin üzerinde bilgisayar kullananlar, bir yıldan sonra çeşitli sağlık problemleriyle karşılaşıyor. Boyun ve bel ağrıları, gözlerde yanma ve el bileğinde geceleri ortaya çıkan uyuşmalar en çok şikayet edilen hastalıklar. Son yıllarda bilgisayar kullanımı baş döndürücü bir hızla artıyor. Getirdiği hız ve kolaylıklar nedeniyle, gündelik hayatımızın vazgeçilmez bir parçası artık... Günler var ki, el yazımla iki sayfa yazı yazmadım. Bir günde belki yüzlerce sayfa okuyorum, onlarca sayfa yazıyorum ama hepsi bilgisayar ekranından… Yüzlerce insanla haberleşiyorum ama çoğu elektronik posta yoluyla…
Bilgisayar kullanımı hayatımızı kolaylaştırıyor kolaylaştırmasına da pek çok problemi de beraberinde getiriyor… Amerika’da yapılan istatistiklere göre bilgisayar kullanıcılarının sağlık sorunları, işle ilgili gelişen sağlık sorunlarının yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Bu nedenle, başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere pek çok kuruluş koruyucu önlemlerin alınmasına yol gösterecek çalışmalar yapıyor. Bu tehlikeli gidişatı fark eden gelişmiş ülkeler, önlemler konusunda önemli bütçeler ayırdı, yasal düzenlemeler yaptı. Türkiye’de de bazı yasal düzenlemeler yapıldı; ancak ne yazık ki pratiğe geçirilemedi. Mesela kaç kişi, günde ne kadar süre bilgisayar kullanıyor bilinmiyor. Bu konuda tahminler dışında elde bir veri yok…
Gerçek şu ki, haftada 15 saatin üzerinde bilgisayar kullananlar, bir yıldan sonra çeşitli sağlık problemleriyle karşılaşıyor. Bilgisayar kullanımına bağlı doğan sorunlar temelde 3 başlık altında toplanıyor. Kas iskelet sistemi rahatsızlıkları, göz rahatsızlıkları ve psiko-sosyal sorunlar… Bilgisayar kullanımı, genellikle çok az değişen bir duruşla, el bileği ve kol kaslarının benzer hareketleri yapmayı gerektiren bir uğraş. Bu nedenle omurga, omuz, sırt, dirsek, el bileği ve parmaklara ilişkin rahatsızlıklar daha sık. Memorial Hastanesi Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Rıza Azeri’nin verdiği bilgilere göre; karpal tünel sendromu, ulnar sinir tutulumu, lateral medial epikondilitis, DeQuervian tenosinovitis, myofasial boyun ve bel ağrıları bilgisayar kullanıcılarını bekleyen başlıca rahatsızlıklar… Bunların arasında en sık görülen karpal tünel sendromu, el bileğinin bir hastalığıdır. Hastalığın belirtileri; geceleri ellerde ortaya çıkan ve zaman içinde giderek şiddetlenen uyuşmalar, kola ve omuza yayılabilen ağrılar. Avuç içinde ve parmaklarda (özellikle baş, işaret ve orta parmakta) his kaybı veya elektrik çarpması hissi. Elde kuvvet kaybı, tutamama, tutulan şeyleri düşürme. Elin sallanmasıyla ağrıların hafifleyebilmesi.
Bilgisayar kullanımı sırasında gözler de epey etkilenir. Kullanılan monitörün özelliği, kullanıcının pozisyonu ve var olan kırma kusuru için uygun gözlük kullanıp kullanmaması, odanın aydınlatması, ekrandaki ışık yansımaları, kullanılan zemin ve karakter özellikleri önemli faktörlerdir. Bilgisayar kullanımına bağlı, gözlerde yorgunluk, yanma hissi, kızarıklık, kaşıntı, sulanma, bulanık ya da çift görme gibi şikâyetler oluşur. Bilgisayar kullanırken kullanıcılar göz kapaklarını farkında olmadan daha az açıp kapatır. Ortalama dakikada 12 olan göz kırpma sayısı, bilgisayar kullanımı sırasında yarıya kadar düşmekte, bu da kuru göz yakınmalarına yol açabilir. Bilgisayar monitörlerinden yayılan negatif yüklü partiküller, insan bedeninde ve gözlerde negatif elektrik yükü oluşturarak havadaki pozitif yüklü toz parçacıklarını çekip gözlerde göz yangısına bağlı şikâyetlere sebep olur. Özellikle 40-50 ve üzeri yaşlardaki kişilerin, bilgisayar kullanırken 50-70 cm mesafeye göre düzenlenmiş gözlük kullanması gerekir.
Bilgisayarların göz sağlığına etkileri konusunda görüşlerini aldığım Memorial Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Ayan, ekranla çalışanlarda göz şikâyetlerinin önemli bir sebebinin de kişide daha önceden var olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurları olduğunu vurguluyor. Halk arasında, bilgisayarın gözleri bozduğu görüşünün doğru olmadığını; ancak bilgisayarın, kusurları açığa çıkardığını veya belirginleştirdiğini belirtiyor. Bu sebeplerle gözlük kullanmak durumunda olanların ekranla çalışırken gözlüklerini mutlaka takması gerekir.
Bilgisayar Rahatsızlarından Korunmanın Yolları!
* Çalışma masa ve sandalyesi ergonomik boyutlarda olmalıdır. Sırt, boyun ve bel dik tutulmalı ve kesinlikle kambur oturmamalıdır. Dizleriniz 90 ve 110 derece arası bir açıda duracak şekilde çalışılmalıdır. Bunu sağlamak için gerekirse ayağınızın altına küçük eğimli bir ayakkabı tahtası konulabilir.
* Klavyede avuçları paralel tutun ve tuşlara sert vuruşlar yapmayın.
* Yazı yazarken bilekler düz durmalı. Her iki el bileğinin dışa doğru fazla sapması engellenmeli.
* Ön kollar yatay konumda olmalı. Klavye, kolların aşağıya sarkmasını veya yukarı uzanmasını engelleyecek bir yükseklikte bulunmalı.
* Doğru materyal yerleşimi, doğru yazım tekniği ve pozisyon seçimi yapılmalı.
* Gözünüzün bakış açısı 20-30 derece yukarıda, ekrandan uzaklık ise ortalama 60-70 santim olmalı.
* Tavan ya da duvarlara aydınlatma armatürleri konulmamalı, oda, tavandan yansıyan ve çok parlak olmayan bir ışıkla aydınlatılmalı.
* Yüksek hızda bilgisayar kullanıcıları için, her 20 dakikada bir 1 dakika veya her saatte bir en az beş dakika dinlenme aralığı verilmesi ve vücut pozisyonunda değişiklik yapılması, baş, boyun ve bel egzersizleri gerekmektedir. Doç.Dr.Cumhur Kılınç - Zaman
|
|
  
|
|
|
|